Pumped Up Kicks
Şarkı yaz güneşi gibi duyuluyordu; anlatıcısı ise okul arkadaşlarına saldırmayı düşünen yalnız bir gençti. Mark Foster bu zıtlığı bilerek kurdu.

Pumped Up Kicks’in ilk büyük numarası, dinleyiciyi müzikle kandırması. Hafif davullar, ıslık melodisi ve rahat groove; sözlerin anlattığı karakterin zihnindeki şiddetli düşüncelerle neredeyse tamamen zıt. Mark Foster bunun tesadüf olmadığını, müziğin altında daha ağır bir hikâye kurmayı sevdiğini açıkça anlattı.
Foster şarkıyı bir karakterin gözünden yazdı. Amacı şiddeti övmek değil, yalnızlık, aile eksikliği ve dışlanmışlık gibi duyguların o karakterin zihnini nasıl şekillendirebileceğini anlatmaktı. Şarkının merkezindeki çocuk gerçek bir kişinin portresi olarak sunulmuyor; Foster’ın “karakter yazımı” yaklaşımının ürünü.
Şarkı internette hızla yayıldığında asıl çelişki daha görünür hale geldi: İnsanlar dans ettikleri melodinin aslında çok karanlık bir anlatıya sahip olduğunu fark etti. Foster, bunu toplumsal bir meseleye dikkat çekmek için yaptığını ve müziğin yüzeyiyle hikâyenin içeriği arasındaki çatışmanın bilinçli olduğunu söyledi.
Bu nedenle Pumped Up Kicks’in hikâyesi yalnızca “karanlık sözlü neşeli şarkı” değil. Şarkının kendisi, pop müziğin dinleyicinin ilk algısını nasıl yönlendirebildiğine dair bir deney gibi çalışıyor: önce melodiyi seviyorsunuz, sonra hikâyeyi fark ediyor ve aynı melodiyi artık farklı duyuyorsunuz.