Under the Bridge
Anthony Kiedis’in defterine yazdığı kişisel bir şiir, Rick Rubin’in ısrarıyla Red Hot Chili Peppers şarkısına dönüştü. Parça, grubun alışılmış enerjisinden uzaklaşıp Los Angeles’taki yalnızlık ve bağımlılık geçmişine doğrudan baktı.

Under the Bridge’in ilk hâli bir Red Hot Chili Peppers şarkısı değildi. Anthony Kiedis, erken ayıklık döneminde yaşadığı yalnızlık ve Los Angeles’la kurduğu tuhaf yakınlık hakkında kişisel bir şiir yazmıştı. Rick Rubin, Kiedis’in defterindeki bu metni gördüğünde parçanın grubun sınırlarını genişletebileceğini düşündü ve onu diğer üyelerle paylaşmasını istedi.
Kiedis başlangıçta şiirin grubun yaptığı müziğe uymadığını düşünüyordu. Yine de John Frusciante ve Chad Smith metni duyduktan sonra gitar ve davul üzerinde çalışmaya başladı. Böylece Kiedis’in tek başına yazdığı kişisel anlatı, grubun ortak düzenlemesiyle daha geniş ve melodik bir şarkıya dönüştü.
Şarkının merkezindeki Los Angeles, yalnızca bir şehir fonu değil. Kiedis’in anlatısında şehir, insan ilişkilerinin yerini dolduran neredeyse canlı bir eşlikçi gibi davranıyor. Şarkının daha karanlık bölümleri ise geçmişteki uyuşturucu bağımlılığının, ilişkilerin ve arkadaşlıkların üzerinde bıraktığı izlere dayanıyor.
Blood Sugar Sex Magik’in kayıtları sırasında ortaya çıkan bu sessiz ve kişisel parça, grubun müzikal yelpazesini de genişletti. Warner Records’un sözlü tarih çalışmasında Kiedis ve Rubin, şarkının ilk başta ne kadar kişisel olduğunu ve Rubin’in bu nedenle onu özellikle önemseyip grubun önüne koyduğunu anlatıyor. Under the Bridge böylece yalnızca Los Angeles hakkında bir şarkı değil, bir insanın kendini yeniden müziğin içinde bulmasının kaydı hâline geldi.