Losing My Religion
R.E.M.’in en büyük şarkılarından biri, Peter Buck’ın yeni öğrendiği mandolinle çaldığı bir fikirden doğdu. Başlığındaki “religion” ise dinî bir kayıptan çok, Güney Amerika İngilizcesindeki tükenme ve çaresizlik ifadesine dayanıyordu.

Losing My Religion’ın hikâyesi, büyük bir stüdyo planından önce Peter Buck’ın eline yeni aldığı mandolinle başlıyor. Buck, enstrümanı öğrenirken yaptığı kayıtları dinlediğinde içlerinden bir riff ve akor yürüyüşünün gerçek bir şarkıya dönüşebileceğini fark etti. R.E.M. bu ilk çalışmayı 1990 yazında kaydetti ve parçanın erken dönem çalışma adı “Sugar Cane” oldu.
Müzik hazır olduğunda Michael Stipe’ın sözleri şarkıyı bambaşka bir yere taşıdı. Stipe daha sonra parçanın karşılıksız aşk, takıntı ve birine ulaşamamanın yarattığı gerilim üzerine olduğunu anlattı. “Losing my religion” ifadesi de burada doğrudan dinle ilgili değildi; Güney Amerika’da insanı sınırına kadar iten bir durum karşısında sabrını ve kontrolünü kaybetmeye yaklaşmayı anlatan eski bir deyimdi.
Şarkının kayıt süreci de alışılmış bir pop single’ından farklıydı. Mandolinin yanına akustik gitar ve yaylılar eklendi; Stipe vokalini tek kayıtta tamamladı. Warner Bros. başlangıçta bu kadar alışılmadık bir parçanın single olarak seçilmesinden emin değildi. Yine de R.E.M. parçayı öne çıkardı ve şarkı grubun Amerika’daki en yüksek liste başarısını elde eden single’ına dönüştü.
Böylece Losing My Religion’ın asıl hikâyesi tek bir kelimenin yanlış anlaşılmasında saklı kaldı: “religion” burada inanç sisteminden çok, insanın bir başkasına duyduğu yoğun bağlılığın sınırına dayanmasını anlatıyor. Yıllar sonra bile şarkının mandolini, karanlık romantizmi ve açık uçlu anlatıcısı aynı gerilimi koruyor.